Vakıf Üniversitelerinde Çalışan Hekimlere Yönelik Tazminat Davası Sorunu

Kamuda ve Üniversitede çalışan hekimler hakkında doğrudan tazminat davası açılamayacağı TC. Anayasası 40/III, 129/V ve 657 Sayılı Kanunun 13.maddesinde emredici olarak düzenlenmiştir. Ancak Vakıf Üniversiteleri ve Vakıf Üniversitelerinde çalışan hekimler hakkında açılacak davalarda husumetin kime yöneltileceği veyahut uyuşmazlığın idari yargı kolunda mı adli yargı kolunda mı görüleceği halen tartışılmaktadır. Zira tartışmanın temelini Vakıf Üniversitelerinin hukuki statüsü oluşturmaktadır. Oysaki ilgili yasal mevzuat ve Yüksek Mahkeme kararları gereği 2547 sayılı Yükseköğretim Yasası gereğince kurulmuş olan Vakıf Üniversiteleri, Anayasanın 130 ve 2547 sayılı Yükseköğretim Yasasının Ek 2. maddesi gereğince kamu tüzel kişisi olarak kabul edilmektedir. Bu itibarla, kamu tüzel kişisi olarak kanunla kurulan ve kamu hizmeti sundukları tartışmasız olan Vakıf Üniversiteleri Hastanelerinin, Devlet Üniversiteleri Hastanelerinden farklı tutulması hukuken olanaksızdır. Bu bağlamda Vakıf Üniversiteleri kamu tüzel kişisi olarak nitelendirildiğinden, Vakıf Üniversitelerinde görev yapan hekimlerin de kamu görevlisi sıfatına haiz oldukları ve Vakıf Üniversitesi Hastanelerinde çalışan hekimler hakkında doğrudan tazminat davası açılamayacağı hususunda duraksama bulunmamaktadır. Sağlık hizmetlerinin sunulmasından kaynaklanan zararların tanzim sorumluluğu doğurup doğurmayacağının, idari yargı yerince hizmet kusuru ilkesi kapsamında incelenmesi gerektiğinden husumetin ilgili Vakıf Üniversitesine yöneltilmesi gerekmektedir. Hekim aleyhine doğrudan tazminat davası açılarak yargılamanın görülmesi durumunda bu kararların Yargıtay tarafından bozulacağı aşikardır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2012/4-729 E, 2013/163 K, 30.01.2013 T. İçtihat

“…2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanununda Vakıf Üniversitelerinin kuruluş ve işleyişi düzenlenmiş olup, bu yasa kapsamında dava dışı Maltepe Üniversitesi 4282 sayılı kanun ile kurulmuştur. Üniversitenin Tıp Fakültesi Hastanesi halka sunduğu sağlık hizmeti bakımından kamu hastanesi niteliğindedir davalı çalışanı da kamu görevlisidir….

…İdare hukuku ilkeleri çerçevesinde olaya bakıldığında ise, bir kamu görevlisinin görev sırasında, hizmet araçlarını kullanarak yaptığı eylem ve işlemlerine ilişkin kişisel kusurun, kasti suç niteliği taşısa bile hizmet kusuru oluşturacağı ve bu nedenle açılacak davaların ancak idare aleyhine açılabileceği bilinen ilkelerindendir. (Danıştay 10. Daire 20.04.1989 gün ve 1988/1042E.; 1989/857 K. sayılı ilamı).

Bu ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı taraf, davalı doktorun görevi sırasında dikkatsizlik ve tedbirsizliği nedeni ile desteğin ölümüne neden olduğu iddiasıyla doktoru hasım göstererek eldeki tazminat davasını açmıştır.

Davacının bu iddiası, içerikçe davalı doktorun görevi sırasında ve yetkisini kullanırken işlediği bir kusura ve bu kusurun niteliği itibariyle de kamu görevlisinin ihmaline dayanmaktadır.

Hal böyle olunca, davalının görevi dışında kalan kişisel kusuruna dayanılmadığına, dikkatsizlik ve tedbirsizliğe dayalı da olsa eylemin görev sırasında ve görevle ilgili olmasına ve hizmet kusuru niteliğinde bulunmasına göre, eldeki davada husumet kamu görevlisine değil, idareye düşmektedir. Öyle ise, dava idare aleyhine açılıp, husumetin de idare aleyhine yöneltilmesi gerekir.

Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, davalı doktor hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeni ile reddedilmesi gerekirken esasın incelenmiş olması usul ve yasaya aykırıdır…”

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2014/13-566 E., 2015/1339 K., 13.05.2015 T. İçtihat

“…Bu haliyle kamu tüzel kişisi olarak kanunla kuruldukları ve kamu hizmeti sundukları tartışmasız olan vakıf üniversitelerinin hastanelerinin, Devlet üniversiteleri hastanelerinden farklı tutulması hukuken olanaksızdır. Bu bağlamda sağlık hizmetlerinin sunulmasından kaynaklanan zararların da tanzim sorumluluğunun doğup doğmadığının, idari yargı yerince hizmet kusuru ilkesi kapsamında incelenerek karar verilmesi gerekir…” şeklinde görüş bildirilmiştir.”

Yargıtay 4.Hukuk Dairesi, 2015/8949 E., 2015/9672 K., 10.09.2015 T.

“…Davalı doktorun çalıştığı Başkent Üniversitesi, 2547 sayılı Yükseköğretim Yasası gereğince kurulmuş bir vakıf üniversitesi olup vakıf üniversiteleri Anayasanın 130 ve 2547 sayılı Yükseköğretim Yasası’nın Ek 2. Maddesi gereğince kamu tüzel kişisidir… Anayasa’nın 129/5. Maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 13/1. Maddesi gereğince adli yargıda yerinde davalıya yönelik açılan davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmesi gerekir…”

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2016/989 E, 2016/2572 K, 29.02.2016 T.

“…Davalı üniversite hastanesinde doktor olarak çalışan ve kamu görevlisi olan davalının hatalı tedavi yaptığı, bu nedenle zarar oluştuğu iddiasıyla zarar oluştuğu ileri sürülmektedir. Anayasa’nın 129/5. Maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 13/1. Maddesi gereğince; kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen koşullara uygun olarak, idare aleyhine açılabileceğine göre; adı geçen davalıya husumet yöneltilmesi ve hükmedilen tazminat ile sorumlu tutulması sebebi ile de karar bozulmalıdır…”

 

HANYALOĞLU&ACAR HUKUK BÜROSU

Av. Tuğçe ÜNGÖR & Stj. Av. Hasan Ali AKÇELİK