Tıbbi Malpraktis Davalarında Tazminatın İrat Şeklinde Ödenmesi

 Son zamanlarda malpraktisten kaynaklanan davalarda verilen tazminat miktarları yeni mağdurlar yaratacak derecede yüksek rakamlara ulaşmış ve buradaki yeni mağdurlar hekimler olmuştur.* Aşağıda inceleyeceğimiz Danıştay 15.Hukuk Dairesi’nin 2015/4914 E- 2016/3966-K Ve 02.06.2016 Tarihli Kararında yerinde bir bozma kararı vermiş ve ödenecek olan bakıcı giderinin peşinen değil irat olarak ödenmesinin ödeyecek olanın da mağdur olanın da menfaatine olduğunu ve Manevi tazminatın da yüksek olduğundan bahisle  Yerel Mahkeme Kararının bozulmasına karar vermiştir.

Hukuk sistemimizde tazminatın sermaye veya irat olarak belirlenmesi, somut olayın özelliğine göre hâkimin takdirine bırakılmıştır. Bu takdir hakkı hâkimin taleple bağlılığı ilkesinin bir istisnasıdır. Tazminatta amaç zarardan önceki durumun devamının sağlanmasıdır. Özellikle destekten yoksun kalma, malullük ve iş göremezlik durumlarında tartışma konusu olan tazminatın irat şeklinde ödenmesi hususu artık tıbbi malpraktis davaları sonucunda hükme bağlanan bakıcı ücretinin peşin olarak değil irat şeklinde ödenmesi konusunda da tartışma yaratmaktadır. 

Zira tazminatın irat şeklinde ödenmesi halinde;

-Tazminatın amacına uygun olarak harcanmasının sağlanacağı,

Bakımda süreklilik olacağından zarar görenin korunacağı,

Tazminatı ödemek zorunda kalanın acze düşmesinin önleneceği,

-Tazminata hükmedilmesi ve ödenmesinin akabinde zarar görenin ölümü hallerinde, ileriki dönemlerin tazminatlarının İstirdadı sorununun hem mahkemeleri hem de tarafları ciddi anlamda uğraştırmasının önüne geçileceği, gibi toplumsal yararları unutulmamalıdır.

Ödenen yüksek tazminatlar konusunda en acı gerçek, yüksek faiz oranları sebebiyle katlanan tazminat miktarlarının ödenmesinden sonra paranın zarar görenin bakımı için kullanılmak yerine kişinin yakınlarının ellerinde zaman içinde eriyip gitmesidir. Çoğu zaman zarar görene bakıcı tutmak bir yana ödenen tazminat zarar görenin ihtiyaçlarına dahi kullanılmamaktadır. Ödenen yüksek tazminatlar zarar görenin yakınlarını ihya etmekle kalmaktadır.

http://hanyaloglu-acar.av.tr/saglik-hizmetinin-olumsuz-sonuclarindan-sadece-hekim-mi-sorumludur/ Hastaneler ödemiş oldukları yüksek ve ödenmesi imkânsız görünen tazminatları kendi hekimine RÜCU ederek geri istemektedir. Rücu davalarında hastanelerdeki yatay ve dikey sorumluluk halleri ile İdarenin ya da Hastanenin Organizasyondan kaynaklanan sorumluluğuna isabet eden bölüşük kusur hali göz önünde bulundurularak karar verilmelidir.

 

KARAR İNCELEMESİ:

Danıştay 15.Hukuk Dairesi’nin 2015/4914 E- 2016/3966-K Ve 02.06.2016 Tarihli Kararı: 

Davacı Talebinin Özeti: “Davacı/davacıların çocuğu Y’nin ABC Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi’nde doğumunun ardından gelişen solunum sıkıntısı nedeniyle küveze alındığı, ardından ilgili doktor tarafından mekanik ventilatör ihtiyacı ve ileri yenidoğan bakım ihtiyacı nedeniyle  sevkine karar verilmesi üzerine doktor olmadan yapılan bu sevk sırasında entübasyon tüpünün çıkması bu nedenle oksijensiz kalan bebeğin beyin hücrelerinin zarar görmesi sonucu çocuğun %100 zihinsel ve fiziksel engelli olmasında davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle davacılar çocuğu Y için iş gücü kaybı nedeniyle 650.000,00.-TL, yaşam boyu bakıcı ihtiyacı gerektiğinden bunun karşılığı olarak ıslah sonrası güncellenen 2.146.936,84 TL, tedavi giderleri ve teknik araçlar için 250.000,00.-TL maddi, yaşamı boyunca çekeceği elem ve ızdırap karşılığı 350.000,00.-TL manevi, tazminat ile davacı anne ve baba için ayrı ayrı 100.000,00’er TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine” karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

Yerel Mahkeme Karar Özeti:Mahkeme’ce davalı idarenin olayda, ortaya çıkan zarar ile eylemleri arasında illiyet bağının ve tazmin sorumluluğunun bulunduğu sonucuna varılarak, Adli Tıp Raporu da benimsenmek suretiyle davacılar çocuğu Y’nin  %100 oranında özürlü olmasında davalı idarenin tam kusurlu olduğu, ….. Mahkeme’ye sunulan bilirkişi raporu doğrultusunda …………. davacılar çocuğu Y’nin %100 özürlü durumda olduğu, bu tür bir hasta için 24 saat bakıcı hizmetine ihtiyaç duyulacağından davacı tarafa işgücü kaybının brüt peşin değeri olan 437.724,00.-TL’nin ödenmesine, bakıcı hizmeti giderinin 24 saat ve yine brüt ücret üzerinden dikkate alınarak bu şekilde hesaplanan 2.146.936,84.-TL’nin davacı tarafa ödenmesine, olay nedeniyle duyduğu elem ve ızdırap içinde çocuk için 350.000,00 TL, anne için 100.000 TL, baba için 100.000 TL olmak üzere toplam 550.000 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat taleplerinin reddine, tedavi gideri ve tedavi araçlarına ilişkin tazmin taleplerinden vazgeçildiğinden (feragat edildiğinden) bu hususlar hakkında karar verilmesine yer olmadığına” dair karar verilmiştir.

Danıştay’ın Bakıcı Ücretine İlişkin Temyiz İstemlerinin İncelemesinde Özetle: “………. Kanunun “tazminat” başlıklı 51. maddesine göre ise, Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyebilecektir.

…………Bedensel zararlar, tedavi giderleri, çalışma gücünün azalması ve yok olması (işgücü kaybı, fonksiyon kaybı, efor kaybı), bakıcı ücreti, ekonomik geleceğin zorlaşması gibi birçok biçimde ortaya çıkabilmektedir.

Olayda, idarenin tazminle yükümlü tutulması, ancak, hukuka aykırı idari eylem sonucu kesin olarak ortaya çıkmış, belirgin hale gelmiş maddi zararın varlığı halinde mümkün olabileceğinden cihetle kişinin isteği dışında maddi varlığında meydana gelen kayıp ve eksikliklerle, çoğalma olanağından yoksunluk olarak tanımlanan maddi zarar, henüz kesin olarak ortaya çıkmamış olduğu, belirgin hale gelmemiş ise, idarenin tazminle yükümlü tutulmasına olanak bulunmamaktadır.

…………Bakıcı ücreti yukarıda belirtildiği gibi %100 engeli nedeniyle günlük yaşam aktivitelerini bir başkasının desteği olmaksızın yerine getiremeyen şahsa bakacak kişiye ödenecek ücret olduğu, bu ücret %100 engelli kişinin hayatta olduğu sürece ve bu kişinin bakımı yapıldığı sürece ödenecektir. Bu ücret bir defada tazminat şeklinde ödeneceği gibi bakımı üstlenilen %100 Ağır engelli hastanın hayatta olduğunun belgelendirildiği sürece irat şeklinde ödenmesine hükmedilmesi yönünde Borçlar Kanunun da hâkime takdir yetkisi verilmektedir. 

Bakımı üstlenilen %100 Ağır engelli hastaya özgü olan bakıcı giderinin, bakımın özenli ve devamlı olarak daha iyi gerçekleşmesi bakımından irat olarak ödenmesi amaca daha uygun olacaktır.

Bu durumda, aylık brüt asgari ücret üzerinden hesaplanan bakıcı gideri tutarının irat şeklinde her takvim yılının başında yıllık peşin olarak ödenmesine karar verilmesi bakımının devamı için, davacıların çocuğunun yararına olacaktır. Bu nedenle, temyize konu Mahkeme kararının, bakım ücretinin 24 saat ve yine brüt ücret üzerinden dikkate alınarak bu şekilde hesaplanan 2.146.936,84.-TL’nin davacı tarafa ödenmesine ilişkin kısmında hukuki isabet görülmemiştir.

 Öte yandan, olay tarihinden davanın açıldığı tarihe kadar olan kısım açısından zarar gerçekleşmiş olduğundan, bu döneme ilişkin bakıcı ücreti tutarının mahkemece ayrı olarak hesaplanarak çıkan tutarın yasal faiziyle birlikte tazminat olarak ödenmesine karar verilmesi, bu kısım açısından nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği açıktır.“ şeklindeki  hukuki gerekçelerle Yerel Mahkeme kararı bozulmuştur.

Danıştay’ın Manevi tazminata İlişkin Temyiz İstemlerinin İncelemesinde Özetle:

“…..Manevi tazminat, kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, Manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ıstırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın, zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmekte ise de, tam yargı davalarının niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı bir miktarda olması gerekmektedir. 

Olayda, davacıların müşterek çocuğuna davalı  idarenin sağlık hizmet sunumunda kusurlu davranarak çocuklarının %100 zihinsel ve fiziksel engelli hale gelmesi sonrasında manevi varlıklarında derin elem ve sıkıntı hissedeceği açık olmakla birlikte, duyulan bu ıstırabın karşılığı olarak hükmedilecek manevi tazminatın, yukarıda belirtilen niteliği gereği zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerektiğinden, İdare mahkemesince kabul edilen manevi tazminat miktarının (550,000,00 TL) bu haliyle fazla olduğu, mahkemece zenginleşmeye yol açmayacak fakat olay karşısında duyulan acıyla da orantılı şekilde yeniden bir manevi tazminat takdiri yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.

…………..Temyize konu Mahkeme kararının, manevi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmında hukuka uygunluk görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davalı idare ve müdahil temyiz istemlerinin kısmen kabulü ile Elazığ 1. İdare Mahkemesi’nin 20/02/2015 ve E:2012/1993; K:2015/135 sayılı kararının kabul edilen bakıcı ücreti ile kabul edilen manevi tazminata ilişkin kısmının BOZULMASINA, ……………. bozulan kısımlar hakkında yeniden karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,……..” şeklinde bozma kararı vermiştir.

Sonuç Olarak Danıştay Bozma kararında vurgulandığı üzere mahkemelerde hükmedilen bakıcı giderlerine ilişkin tazminatların irat olarak belirlenmesi, bakımın özenli ve devamlı olması bakımından ve tazminat yükümlüsünün de acze düşmesinin önlenmesi açısından hakkaniyetli bir yaklaşım olacaktır. Yine manevi tazminatın, olay nedeniyle duyulan elem ve ıstırabı kısmen de olsa hafifletmesi, caydırıcı olması ancak zenginleşmeye yol açmaması  ve özendirmeyecek şekilde belirlenmesi halinde dengeler gözetilmiş olacaktır. 

HANYALOĞLU&ACAR HUKUK BÜROSU

Av. Ayşe ACAR YÜCEL-Av. Özgün Lale ÇAVUŞOĞLU