Down Sendromunun Teşhis Edilmemesi İddiası İle Açılan Tazminat Davasında Tıbbi Bilirkişilerin Görüş Farklılıkları

Sağlık Hukukunda Vaka Sunumu: 

Down Sendromunun Teşhis Edilmemesi İddiası İle Açılan Tazminat Davasında Tıbbi Bilirkişilerin Görüş Farklılıkları ve Sonuçları

Anahtar kelimeler: Kadın doğum, Perinatoloji, Down Sendromu, Malpraktis, Tazminat, Bilirkişi

Özet: Gebelik takibi sırasında  kadın doğum uzmanı tarafından down sendromunun teşhis edilmediği ve hastanın bilgilendirilmediği ileri sürülerek, hekimin zarara sebebiyet verildiği iddiasıyla tazminat davası açılmıştır. Mahkeme, hekime tıbbi kusur verilip verilemeyeceğinin araştırması için dosyayı iki kez ve  farklı bilirkişi heyetlerine incelemeye gönderilmiştir. Her iki heyetin içinde kadın doğum uzmanı bulunmaktadır. İlk bilirkişi heyetinde ise perinatoloji uzmanı da mevcuttur.

Mahkeme dosyasına aynı vaka için sunulan bilirkişi görüşleri tıbbi açıdan birbirinden  farklıdır. Aynı vaka için iki farklı tıbbi görüş  doğru sonuca ulaşmada güçlüğe ve hukuksal hataya yol açabilmektedir.

İnceleme

Dava konusu : Down Sendromunun gebelikte teşhis edilmemesi ve hastanın bilgilendirememesi nedeniyle maddi manevi tazminat talebi.

Gebeye dair veriler

Yaş : 25

Görülen haftalar : 4-12-31 hafta

Tetkikler : 12. hafta ense kalınlığı: 0,9 MM

İkili tarama testi : PAPP-A’nı 1.341,00 ng/ml,153 MoM, hCG’nin 37.418,00  mIU/ml, 0,43 MoM, NT’nin 0,9 mm 0,61 MoM – Yaş riskinin tek başına: 1:811- Biyokimyasal risk 1:23434 -Kombine risk:  1:50000 Trizomi  18/13 risk: 1:99000 

Tanı Testi   : Endikasyon yok, risk değeri düşük olduğundan amniosentez önerilmedi.

Dava aşamaları : Bilirkişi aşamasında

Bilirkişi Raporu 1- : 

Bilirkişi Heyeti : Perinatalog, Kadın Doğum Uzmanı, Sağlık Hukuku uzmanı

Heyet Görüşü : “……testin gebeliğin 12 hafta 1 günlük iken yapıldığı, Down sendromu tarama testi sonucuna göre; biyokimyasal risk, değerinin negatif ve 1:23434 olarak belirlendiği anlaşılmıştır. Down sendromunun teşhisinde ense kalınlığının 3,0 MM ve üzerinde olması, Down sendromu risk sınırının 1:270 ve üzerinde çıkması durumunda yüksek riskli olarak kabul edilir. Ancak bu sınırların altındaki değerlerin yani 1:300, 1:1000 gibi değerlerin ise düşük riskli olarak kabul edilir. 

…..muayene ve ikili tarama testi sonuçları ile gebeliğin Down sendromlu bebek dünyaya getirme riskinin 1/270 ‘in altında bir düzeyde bulunmuş olması ile tıbbi yönden yükümlülüklerini yerine getirmediği gibi bir sonuca varmanın mümkün olmadığı, uygulanan ikili tarama testinin hekimin müdahalesinden bağımsız olarak kesin sonuçlar vermeyen sadece mevcut riski olasılık olarak sunan tarama testleri olduğu, bu test sonuçlarının aynı yaştaki 811 gebeden 1 tanesinin Down Sendromlu bebek dünyaya getirmesinin beklendiği, aynı biyokimyasal ve ultrasound bulgularına sahip 23434 gebeden 1 tanesinin Down sendromlu bebek dünyaya getirmesinin beklendiği, aynı yaş ve biyokimyasal risk düzeylerine sahip 50000 gebeden I tanesinin Down Sendromlu bebek dünyaya getirmesinin beklendiği anlamına geldiği, Uz. Dr. XY’nın tıbbi uygulama yönünden atfı kabil kusurunun bulunmadığı, …..” görüşü bildirilmiştir.

İtirazlar sonucu dosya için yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulmuştur.

Bilirkişi Raporu 2- : 

Bilirkişi Heyeti : Kadın doğum, tıbbi genetik uzmanı ve  sağlık hukuku uzmanı

Heyet Görüşü : “…İkili testinin istendiği sonucun düşük riskli çıktığı görülmüştür. Ancak bu tahliller içerisinde Down sendromu araştırılmasına yönelik; Üçlü ve dörtlü test (16-22 hafta) istendiğine dair talep yazısı ve test sonuçlarını içeren laboratuvar sonuçları mevcut  değildir. Amniosentez (üçlü ve dörtlü testlerde patolojik değerler ve ileri anne yaşı varsa istenmelidir) istendiğine veya gerekmediğine dair herhangi bir istek yazısı veya yazılı bilgilendirme (onam) mevcut değildir. Üst düzey ultrasonografi, (24. Haftada) gibi araştırma ve tetkiklerin istendiğine dair doktor tetkik istek evrakı ve Ultrasonografı raporu dosyada bulunamamıştır. Dolayısıyla Down sendrom araştırmasına yönelik tetkiklerden olan üçlü ve dörtlü testin istenildiğine yukarıdaki hastane kayıtlarında ve dosyada mevcut olmadığından gebelik takibinin olması gerektiği gibi yapılamadığı ve yapılamadığı gibi herhangi hasta bilgilendirmesinin de dosyada olmadığından bu nedenle gebelik takibinin yeterince yapılmadığı anlaşılmaktadır…” şeklinde diğer rapordan farklı görüş bildirilmiştir.

Bu aşamada dosya, maddi zararın hesaplanması için mahkeme tarafından aktüer bilirkişiye  göndermiştir.

 Aktüer (Hesap) Bilirkişi Raporu :  İşgücü kaybı %60 esas alınarak maddi zarar 649.000 TL olarak hesaplanmıştır. (Ömür boyu bakıcı ücreti henüz dahil edilmemiştir)

Sonuç olarak; tıbbi konulara ilişkin davalar hâkimin teknik bilgisi dışında olan ve bilirkişi görüşüne ihtiyaç duyduğu davalardır. Aynı tıbbi olaya ilişkin olarak, aynı  uzmanlık alanındaki bilirkişilerin  birbiri ile çelişen görüşleri,  hukuksal sorunların çözümünü güçleştirmektedir. 

 

Hanyaloğlu & Acar Hukuk Bürosu